10/10/2005

Köşe Yazım!

Kategori: selam

Hayatta Kimle Rekabet Edeceğim?

Her insan senin gibi bazı zamanlar “artık kendim için yaşayacağım” dedi. Ama inan bana bu sözün uygulama süresi fazla uzun sürmedi. ‘insanlar için yaşamak’ yerine ‘hayat için yaşamayı’ tercih edenler de oldu. Ama onlarda bir yere kadar direndi. Hayat için yaşarken de yoruldular. Çünkü kimse ‘hayatla rekabet’ etmeyi düşünmedi. Bazıları düşündü ama bunu ifade etmeden, kimseye bildirmeden yaptılar, yaşadılar ve gittiler. Bu sebeple giz olarak kaldı. Nasıl mı yaşadı onlar? İnsanlardan darbe yediler, her aldıkları darbe sonucunda önce bolca kırıldılar, sonra düşündüler: “neden hep hatayı kendimde arıyorum. İnsanları neden yargılıyorum. Bunları yaparken kendimi neden viraneye çeviriyorum?” Böylece kendilerine birer birer ders çıkarmayı öğrendiler. Ders çıkarmadan diğeri gibi davransalar; ya kendileri yıpranacak yada çevrelerindekilerden olacaklardı. Onlar ne yaptılar? Onlar çoğu kişiliğe göre zor olanı seçtiler fakat bu seçtikleri yolda eğlendiler. Zor olan kısmı insanları daha çabuk anlama-kavrama-tanıma üçgenini kurmak idi. Bunu başardıklarını gördükçe zevkli kısmı ile tanıştılar. Ve tadını çıkardılar. Zamanla her nabza su vermeyi, hata yapmadan yapsalar bile ders çıkararak ilerlemeyi öğrendiler. Ama bunun için kendilerini yeyip bitirmediler. İki zıt kutup oldular diğerleri ile. Böylece hayatın engebeleri onları etkilemedi.

İşte hayatın içinden üstü kapalı bir örnek: saygı duyduğunuz bir kişi, rencide edici şekilde yargılarla az ve öz konuşarak tüm hırsınızı hevesinizi kırdı. Ne yaparsınız? Bayan iseniz; sinirinizden yada “hep olumsuzluk mu olacak karşıma çıkan” diyerek ağlayacaksınız? Bay iseniz; o kişiye hiçbir tepki göstermeden çekilip, dışarıda bir yere yumruk geçireceksiniz yada şahsa saygıyı bir yana atıp ağzınıza geleni sayıp kapıyı çarpıp çıkacaksınız. Her iki cinste: bu ani tepki sonrası ya karşısına çıkanları kıracak, yada kendini tatmin edecek çeşitli materyale baş vuracak. Birine açılma ihtiyacı hissetmeyecek. Hissetse bile kimsenin onu kendisi kadar anlayamayacağını düşünecek, ‘yaşayan bilir’ diyerek kendisini sorgulayıp duracak. Bunu okurken bile sıkıntı basar insanı. Ki yaşamak nasıl bir şey her birimiz buna benzer olaylarla karşılaştığımız için  biliriz. Peki bu durumda hani bizim şu eğlenceciler vardı ya onlar ne yapabilirler? O şahsın söylediklerini yine o şahsın açıkları olarak düşünürler. İlginç değil mi? Sonra içlerinden şunları geçirirler: “O şahıs zamanında kendi yaptığı hataları hatırladı. Kendi yarası olduğu için gocundu galiba. Demek ki zamanında bu tip olaylar onu çok yıprattı. Neyse! O’nun yaptığı, benim yinelediğim bu hatayı tekrarlamazsam; hedefime vardığımda o’nun kadar ‘hassas ve sinirli’ bir varlık olmayacağım kesin” farklı ve etkili. Etkili çünkü diğerlerinden tamamen farklı bir psikoloji içerisinde pozitif davranabilir, sonra karşılaştığı bir olayı daha verimli değerlendirebilirler. Çılgınca mı geldi? Bir kerecik çılgınlık yapmaya ne dersiniz? Sonucunuzu ve sorularınızı artııı yorumlarınızı bekliyorum!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!